Bir önceki yazımızda “veriniz yoksa ya da verinizi bir değere dönüştüremiyorsanız sadece yapay zekâ kullanıcısı olursunuz” saptamasını yapmıştık. Bu saptamadan devam ederek yapay zekâ ve iş dünyasına dönük çözümlerle ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Yapay zekâ, şu an piyasada var olan, yaygın kullanılan yapay zekâ çözümlerinin bireysel kullanıcıya hitap etmesiyle gündemin ana merkezine yerleşti. Aslında iş dünyası uzun bir zamandır yapay zekâ ile tanışmış durumda. Ancak henüz şirketlerin müşterilerinin hayatlarına dokunacak şekilde iş süreçlerine adapte edecekleri, verimlilik, hız ve tasarruf sağlayacakları uygulamalar; beklediğimiz, istediğimiz seviyede değil. Aslında yapay zekâ şirketlerinin bu konuda tembel olduklarını düşünmüyorum, duyduğum, bildiğim, denediğim çok sayıda yepyeni uygulamalar, iş modelleri var ancak bunları bir şirketin kullanabilmesi için önce kendi verisini de kullanması gerekiyor.
Müşteri hizmetleri ve desteği, satış ve pazarlama, tedarik zinciri ve lojistik, insan kaynakları, finans ve muhasebe, hukuk, ürün geliştirme ve yenilik, inovasyon ve Ar-Ge, risk yönetimi ve uyumluluk gibi birçok alanda yapay zekânın nimetlerinden faydalanmak mümkün. Burada tek tek hangi departmanın yapay zekâ ile neler yapabileceğini, işlerini nasıl hızla yapabileceklerini anlatmayacağım, zira bununla ilgili yüzlerce makale bulabilirsiniz. Hatta yapay zekânın kendisine bile sorabilirsiniz, eminim size sayfalar dolusu bilgi verecektir.
Çalışanlar, şirketlerden daha istekli
EY tarafından 2024 yılının Mart ayında yapılan bir araştırma, bunun bir göstergesi. 250 şirketin teknoloji liderinin katıldığı bu araştırmaya göre, teknoloji iş liderlerinin yüzde 82’si gelecek yıl yapay zekâ yatırımlarını artırmayı planlıyor. Katılımcıların neredeyse üçte ikisi, şirketlerinin çalışanların üretken yapay zekânın hızla gelişen özelliklerine ayak uydurmasına yardımcı olmak için dahili gelişim programları başlattığını ve yüzde 76’sı şirketlerinin çalışanlar için üretken yapay zekâda dahili sertifika programlarına sahip olduğunu söylüyor.
Anketin bir diğer dikkat çeken verisi ise özellikle büyük şirketlerde çalışanların yüzde 72’si günlük işlerinde yapay zekâdan yararlanıyor. Aslında çalışanların şirketlerden çok daha istekli ve hevesli olduklarını söyleyebiliriz. Tabii dediğim gibi bu faydanın iş süreçlerine yansıması çok daha büyük önem taşıyor.
KOBİ’ler için teşvik gerekli
Dikkat çekmek istediğim bir diğer ve çok önemsediğim konu ise KOBİ’ler. EY gibi diğer danışmanlık ve araştırma kurumları, yaptıkları araştırmalarda genellikle büyük ve uluslararası şirketlerin verilerini kullanıyor, bu şirketlerin yöneticilerinin görüşlerini yansıtıyor. Bu nedenle de gidişata dönük umutlu verileri görüyoruz.
Türkiye’de de büyük şirketler, holdinglerin yapay zekâ tabanlı uygulamaları iş süreçlerine aldığına tanık oluyoruz. Ancak asıl odaklanılması gereken segment KOBİ’ler. Zaten uluslararası rekabette zorluk yaşayan bu kesim, dijitalleşmelerini hızlandırıp yapay zekâyı iş süreçlerine dahil etmezse yakın gelecekte kepenk indirmek zorunda kalabilir. Burada devletin bir nevi sosyal sorumluluk projesi gibi KOBİ’lerin dönüşümüne öncülük etmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.
Bu bağlamda benim de yatırımcısı olduğum Digitopia’nın Yapay Zekâ Olgunluk ölçümü KOBİ ve büyük şirketler için iyi bir başlangıç noktası olduğunu düşünüyorum. İlgilenenler için linki paylaşıyorum.https://digitopia.co/solutions/artificial-intelligence-maturity-index/
Yapay Zekâ Olgunluk Endeksi (AIMI), kuruluşunuzun yapay zekâ ve üretken yapay zekâ (Gen AI) konusundaki yetkinliğini ölçmek ve değerlendirmek için tasarlanmış kapsamlı bir araç. Yapay zekâ ve Gen AI yeteneklerinizi, stratejilerinizi ve sonuçlarınızı değerlendirerek işletmenizi bir üst seviyeye taşımanız için net bir yol haritası sunuyor.

Ayrıca sizlerle önemli bulduğum birkaç örneği de paylaşmak istiyorum. Bu şirketlerin elde ettiği sonuçların, diğerleri için de teşvik edici olacağını düşünüyorum.
Largo.ai: Film ve reklam endüstrileri için yapay zekâ destekli analizler sunarak içerik geliştirme süreçlerini hızlandırıyor. Platform, senaryo analizi, proje paket optimizasyonu, karakter ve oyuncu seçimi önerileri ile finansal tahminler gibi hizmetler sağlıyor. Ayrıca, ticari kampanyalar ve yeni ürünler için izleyici ilgisi ve demografik veriler hakkında hızlı iç görüler sunarak, yapımcıların ve stüdyoların daha bilinçli kararlar almasına yardımcı oluyor.
Netflix: Yapay zekâ algoritmalarıyla kullanıcıların izleme alışkanlıklarını analiz ederek kişiselleştirilmiş içerik önerileri sunuyor. Böylece hem günlük abone sayısını artırdı hem de kullanıcıların platformda daha uzun süre vakit geçirmesini sağladı.
Amazon: Yapay zekâyı en iyi kullanan şirketlerin başında geliyor. Bu teknolojiyi, hem müşterileri için ürün önerilerinde kullanıyor hem de stok yönetimi ve teslimat süreçlerini iyileştirmede. Yüzleri güldürecek oranda memnuniyeti artırdıkları, maliyetlerini düşürdükleri biliniyor.
Starbucks: Etrafımdaki birçok kişinin telefonunda Starbucks uygulaması olduğunu görüyorum. Şirket, müşteri verilerini analiz ederek kişiselleştirilmiş promosyonlar ve öneriler sunuyor. Mobil uygulamasındaki “sanal barista” sayesinde kullanıcılar, sesli komutlarla sipariş verebiliyor.
PathAI: Tıp alanında yapay zekâ kullanımının en iyi örneklerinden biri. Yapay zekâ ile doku örneklerini analiz ediyor ve patolojistlerin daha doğru teşhisler koymasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda klinik denemelere uygun katılımcıları belirleyerek sağlık hizmetlerinde iyileşme sağlıyor.








