Bilgisayar dili BASIC, 1964 yılında John G. Kemeny ve Thomas E. Kurtz tarafından geliştirildi.
Açılımı: Beginner’s All-purpose Symbolic Instruction Code.
Adı üstünde, programlamaya yeni başlayanlar için tasarlanmış; öğrenmesi kolay, sade komutlara dayalı, sembolik ve yüksek seviyeli bir programlama diliydi.
BASIC’in asıl devrimi sadece teknik değildi. Bilgisayar programlamayı yalnızca bilim insanlarının, mühendislerin ya da büyük kurumların tekelinden çıkarıp gençlerin, meraklıların ve hobi amaçlı kod yazanların dünyasına taşıdı.
70’ler ve 80’lerde Commodore 64, VIC-20, Apple II gibi bilgisayarlarla büyüyen bir nesil için BASIC, çoğu zaman teknoloji dünyasına açılan ilk kapı oldu.

Ben de ilk kodumu 1984 yılında, TRT ekranları karşısında kâğıda yazarak öğrenmeye çalışan çocuklardan biriydim.
O günlerde ekranda gördüğüm satırları deftere geçirirken belki ne yaptığımı tam bilmiyordum ama içimde çok güçlü bir merak vardı.

Bu merak, 1986 yılında bir Commodore 64 sahibi olmamı sağladı. O cihaz hâlâ benim için çok kıymetli. Bugün bile sakladığım ve çalışan bir cihaz olarak hayatımın en özel hatıralarından biri.

Yıllar boyunca üniversite hocalarımıza hep şunu savundum:
Gençlere çok sayıda programlama dili öğretmekten önce, işin kuramını, mantığını ve felsefesini öğretmek gerekir. Bir iki dili iyi öğretin; algoritmayı, veri yapısını, problem çözmeyi, sistemsel düşünmeyi verin. Gerisini o öğrenci zaten getirir.
Çünkü bir dönem üniversiteler “biz şu kadar programlama dili öğretiyoruz” yarışına girmişti. Oysa bana göre mesele hiçbir zaman dil sayısı olmadı.
Bugün yapay zekâ çağında bu düşüncem daha da güçlendi. Çok yakında programlama dilinin kendisinden çok, problemi doğru tanımlamak, sistemi doğru kurgulamak ve doğru soruyu sorabilmek daha önemli hale gelecek.
Kişisel hayatımda ise birkaç dil çok derin iz bıraktı:
Başlangıçta BASIC, üniversite yıllarında C, profesyonel iş hayatında ise SAP ABAP.
Bunun yanında Pascal ve Lisp ile de kod yazdım. Mainframe sistemlerde çalışırken PL/I ve panel programlama ile tanıştım. Bugün SAP dünyasında Batch Input dediğimiz, yeni dünyada ise RPA ve otomasyon araçlarıyla yeniden tarif edilen birçok yaklaşımın kökenini o günlerden anlayabiliyorum.
Diller değişiyor. Araçlar değişiyor. Platformlar değişiyor.
Ama değişmeyen bir şey var:
Merak eden, deneyen, hata yapan, tekrar deneyen ve öğrenmekten vazgeçmeyen insanın yolu hep açık kalıyor.
Bugün gençlere tavsiyem şu olur:
Bir dili öğrenin ama dile takılıp kalmayın. Kod yazın ama kodun arkasındaki düşünceyi anlamaya çalışın. Yapay zekâyı kullanın ama aklınızı, merakınızı ve sorgulama becerinizi devre dışı bırakmayın.
Çünkü gelecekte fark yaratacak olanlar, sadece kod yazanlar değil; problemi anlayan, sistemi gören ve çözümü hayal edebilenler olacak.
Peki sizin hayatınızda iz bırakan ilk programlama dili hangisiydi? BASIC mi, Pascal mı, C mi, Fortran mı, COBOL mu, ABAP mı, Python mı?
Yorumlarda eski dostları ve ilk kodlarımızı hatırlayalım.









